Sosyoloji, coğrafya, kamu yönetimi ve şehir hukuku alanlarında alışılmadık belediye kararları ve tarihi gelenekler zaman zaman şaşırtıcı durumlar ortaya koymaktadır. Farklı ülkelerde uygulanan ve ilk bakışta tuhaf görünen “ölüm yasakları”, ardındaki önemli çevresel ve sosyal nedenlerle dikkat çekmektedir.
NORVEÇ’TE DONMUŞ TOPRAK VE VİRÜS TEHLİKESİ
Norveç’e ait Svalbard takımadalarındaki Longyearbyen adlı kutup kasabasında 1950’li yıllardan beri defin işlemleri tamamen yasaklanmıştır. Bölgedeki aşırı soğuk iklim ve donmuş toprak yapısının (permafrost) cesetlerin çürümesini engellediği belirlenmiştir.
Yapılan incelemeler, donmuş zemin altındaki bedenlerdeki ölümcül virüslerin ve bakterilerin hayatta kalabildiğini göstermektedir. Bu çevresel ve halk sağlığı riski nedeniyle kasabada yaşamını yitiren bireylerin naaşları uçakla anakaraya gönderilmektedir.
İTALYA VE FRANSA’DA MEZARLIK SORUNLARI VE DİKKAT ÇEKEN KARARLAR
Avrupa’nın bazı yerlerinde ise ölüm yasakları, mezarlık alanlarının tükenmesine tepki olarak ortaya çıkmıştır. İtalya’nın Falciano Del Massico beldesinde 2012 yılında komşu yerleşimle yaşanan mezarlık anlaşmazlığı sonrasında defin işlemleri imkansız hale gelmiş ve belediye başkanı sembolik bir şekilde ölümü yasaklamıştır. Benzer bir şekilde Fransa’nın Cugnaux ve Sarpourenx beldelerinde de 2007 ve 2008 yıllarında mezarlık genişletme izinlerinin reddedilmesi üzerine bürokrasiye dikkat çekmek maksadıyla ölüm yasakları ilan edilmiştir.
İtalya’nın Sellia beldesinde ise 2015 yılında yaşlanan nüfusu korumak amacıyla hastalanmak ve ölmek yasaklanmış, yıllık sağlık kontrollerine uymayan sakinlere ceza kesilmesi kararlaştırılmıştır.
JAPONYA VE YUNANİSTAN’DA İNANÇ VE KUTSALLIK UNSURU
Ölüm yasaklarının bir diğer sebebi de tarihi ve dini inançlardır. Yunanistan’ın antik Delos adasında MÖ 6. yüzyıldan itibaren hem doğum hem de ölüm olayları kutsallık gereği yasaklanmış, tüm mezarlar komşu adaya taşınmıştır.
Benzer bir şekilde Japonya’da Şinto inancında oldukça kutsal kabul edilen “yüzen” torii kapısıyla tanınan Itsukushima adasında, ölüm ve doğum saf bir durumu bozucu olaylar olarak değerlendirilmiştir. Yüzyıllar boyunca süregelen bu gelenek nedeniyle ağır hastalar ve yaşlılar adadan uzaklaştırılmaktadır.