Tarihin akışını değiştiren zafer Edirne’de yeniden canlandı: Sırpsındığı’nın kahramanları anıldı

haber-gorseli-1793448442894

Edirne, 25 Ekim’de Osmanlı tarihinin en kritik kırılma noktalarından biri olan Sırpsındığı Savaşı’nın kahramanlarını onurlandıran görkemli bir anma yürüyüşüne ev sahipliği yaptı. Trakya Üniversitesi, Edirne Belediyesi ve Plastik Sanatlar Topluluğu Derneği’nin el birliğiyle düzenlenen izlence, geçmişin kutlu anısını günümüze taşıdı. Sarayakpınar ile Büyükismailce köyleri arasındaki tarihi ovada bir araya gelen topluluk, ellerinde bayraklarla dört kilometreyi aşkın bir yolu adımlayarak tarihin izinden yürüdü. Sarayakpınar’da bulunan ve etkinlik öncesinde çevre düzenlemesi yenilenen Sırpsındığı Anıtı’na karanfiller bırakılarak saygı duruşunda bulunuldu. Etkinliğin merkezinde, bu ilk büyük başarının Türk tarihi açısından taşıdığı köklü tarihsel değer yer aldı.

GECE BASKININDAKİ ASKERİ DEHA

Törende söz alan tarihçiler ve araştırmacılar, Hacı İlbey komutasındaki akıncı birliğinin sergilediği eşsiz askeri dehanın altını çizdi. Konuşmacılar, eldeki kısıtlı güce karşın gecenin karanlığında yapılan baskının Haçlı ordusunda yarattığı bozgunu anlatırken, “Sırpsındığı, yalnızca sayıca üstün bir güce karşı kazanılmış bir çarpışma değil; Türk askeri zekasının, taktiksel üstünlüğünün ve sarsılmaz inancının tarihe kazınmış en net kanıtıdır,” sözleriyle zaferin askeri boyutunu öne çıkardılar. Bu baskının, Haçlıların Türkleri Avrupa’dan atma düşlerini ilk kez kökünden sarstığı dile getirildi.

EDİRNE’NİN GÜVENLİĞİ VE BALKANLAR’DA KALICILIK

Konuşmalarda; başkent Edirne’nin bu başarıyla nefes aldığı belirtilerek; “Eğer Sırpsındığı’nda o büyük Haçlı dalgası durdurulamasaydı, Osmanlı daha emekleme çağında tarih sahnesinden silinebilirdi. Bu zafer, Edirne’nin Türk yurdu olarak kalmasını kesinleştirmiş ve Meriç’in batısındaki Türk ilerleyişinin önündeki en büyük engeli kaldırmıştı” denildi. Katılımcılar, bu erken gelen başarının Balkanlar’daki Türk kalıcılığını geri dönülmez biçimde pekiştirdiğini vurguladı.

GELECEK KUŞAKLARA BAĞIMSIZLIK MİRASI

Kapanış konuşmalarında ise bu tarihi bilincin genç kuşaklara aktarılmasının önemi üzerinde duruldu. Tarihin akışını değiştiren bu savunmanın sıradan bir geçmiş zaman öyküsü olmadığı belirtilerek, “Burada yürürken bastığımız toprak, salt bir ova değil; bir ulusun kök salma mücadelesinin tanığıdır. Sırpsındığı bilinci, geçmişten geleceğe uzanan bir bağımsızlık meşalesi olarak gençlerimizin belleğinde diri tutulmalıdır” denildi. Anma etkinliği, tarihten alınan bu gücün geleceğe taşınacağı sözüyle son buldu.

‘HALKIN KENTİN TARİHİYLE BAĞ KURMASINI AMAÇLADIK’

Plastik Sanatlar Topluluğu Derneği Başkanı ve Trakya Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kerem İşcanoğlu etkinliğe ilişkin; “Sırpsığındı Savaşı’nın bir şekilde halkın daha çok dimağında yer etmesi için etkinlik düzenledik. 2009’a kadar TSK bunu anıyordu. Bu tarihten itibaren yapılmadığı için biz topografya ile halkın kentin tarihiyle bağ kurmasını amaçladık” dedi.

‘HACIİLBEY’İ ANMAK İÇİN BİR ARAYA GELDİK’

Lüleburgaz Tarih, Kültür, Sanat ve Doğa Varlıklarını Araştırma Yaşatma Derneği Başkanı Bahri Berberoğulları; “Benim soyum Hacıilbey’e dayanıyor. Osmanlı Devleti, Rumeli’ye geçtiğinde imparatorluğa dönüştü. Sırpsığındı Savaşı kahramanı Hacıilbey’i anmak için bir araya geldik” dedi.

‘AMA ALANIN KORUNMASI GEREKİYOR’

Trakya Üniversitesi, Mimarlık Fakültesi, Peyzaj Mimarlığı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Emel Baylan, “Sırpsığındı Savaşı’nı anma ve hatırlamak için geldik. Peyzaj dediğimizde ne sadece doğa ne sadece kültür, ikisinin birlikteliğinden bahsediyoruz. Sırpsığındı Ovası da bunun için önemli bir coğrafya. Sırpsığındı Ovası, nesli tehlike altında olan pek çok canlıya ev sahipliği yapmakta. Meriç ve Tunca nehirlerinin suladığı ovada şah kartaldan kız böceklerine, Trakya tosbağasına kadar türler yaşamakta. Ama alanın korunması gerekiyor. Koruma statüsü yok ama olması gerekiyor” ifadelerini kullandı.